12 Nisan 2014 Cumartesi

Müzik ve Şarkı

    Her insan müziği herhangi bi şey hissetmek için dinler. Kimi zaman unuttuğu hisleri hatırlamak ister. Kimi zaman özlemek, dertlenmek belki de yeniden aşık olmak için dinler. 
   Aslında kimse müziği dinlemez. Dinlediği her ne ise onu müzik olarak adlandırır. Adlandırdığı varlığın içinde kendisini arar. Kendi hayatına uydurmaya çalışır. Bağımsızlığını kabullenemez müziğin. "Bu benim şarkım. Bu bizim şarkımız olsun. Ah dostlar bu şarkı beni anlatıyor" gibi cümleler duyarız. Hep bir kesinlik mevcut.
   Sözlü müziklerde yani şarkılarda yalnızca sözlerin verdiği anlam üzerinden hislenen kesim ile ilgili yargıda bulunmak istemiyorum. Benim için müzikte söz yoktur. Sözün olduğu müzik şarkıdır. Şarkı müziğin içinde başka bi şeydir. Şarkı kolay yazılır ama söze ihtiyacı olmayan müzik yaratmak bambaşka bir iştir.
    Müziğin ne anlattığını bestecisinden başka kimse bilemez. Sen onu sahiplenirsin. Hakkın yok diyemem. Seslerin yargısına ne sen varabilirsin ne de ben. Bunun müzikten anlayıp anlamamakla da alakası yoktur. Deneyimli, okullu bir müzisyen de çoğu zaman bir müziği gerçekten dinlemez. Hangi notalara basmış, hangi gamdan yürüyor, eserin tonu ne gibi soruların cevabını verip kendini tatmin eder çoğu zaman.
    Daha da uzatırsam okunmayacak. Kısacası, benim fikrim; eğer bir müzik ulaştığı bedende net bir his oluşturmuyorsa yani seni aynı düzlükte bambaşka yerlere götürebiliyorsa o zaman başarıya ulaşmıştır. 


   Bu albüm de benim için başarıya ulaşan müziğin içinde saklı olduğu albümdür.



23 Mart 2014 Pazar

Çocuk

Dünya bir tiyatro sahnesi
Sükunetin bile kaygılı
Yorulmayan beklentiler
Hiç duymadığın alkışlar


Renklere böl bu dünyayı
Ama önce sil çizgileri
Hayalini dök topraklara
Yağmur yeşertsin seni

Peşini bırakmayan yargılar
Sevilmek istediğin halde
Sınırlarla kararttılar içini
Perdeler çekildi gözlerine

Renklere böl bu dünyayı
Ama önce sil çizgileri
Hayalini dök topraklara
Yağmur yeşertsin seni

Sen hep söyle şarkını
Bırak sevmesinler seni
Onlar gelip geçsinler
Ama sen yine özgür ol
Özgür ol.



22 Mart 2014 Cumartesi

Düşlere Kaç

Sen misin yalnızlıktan dem vuran
Güneş yükselirken uykuya dalan
Saltanatının beşiğinde
Sefalete selam çakan

Sevdiler ve geçtiler
Kuşlar gibi süzüldüler
Kurunun yanında yaş gibi
Gözlerinden düştüler

Sabah olsun düşlere kaç
Uğurla tüm fikirleri kaosun orta yerine
İdeanın en derin köşesinde büsbütün yalnız kal.
Güneş doğsun sen yine sefaletinle uykuya dal.



16 Mart 2014 Pazar

Düşünce

Kendi kendilerine içi boş felsefe kasıp rt arzusuyla gayet süslü cümlelerle twitter'a abanan güruh hakkındaki fikirlerim oldukça kötü. 
Gerçek fikirlere, üzerine ömür harcanmış ideolojilere ilgim bu yüzdendir. Onların cümlelerini anlayabilmenin yolu çay bardağından geçmez. 
Hiçbir şey için uğraşmamayı ilke edinmiş, hep kısa ve basit yolu seçmiş olan insanoğlu sen derine açıldıkça kıyıya çekmeye çalışır. 
Sen düşünürsün, belki de hiçbir yetiye sahip olmadan sınırsızca yapabileceğin tek şeyi yaparsın, sözcüklere dökersin; "bu ne diyo aq" olur. 
Konuşmalar hep kısadır. İster en yakının olsun. 4. cümlesini dinlemezsin. İlk 3 cümleye verecek cevabın hazırdır çünkü. Doğru anı kollarsın. 
Bu düşünceler birikir, anlatamazsan sıkıntı olur, böyle yazarsın. Hatta bıraksalar sabaha kadar yazarsın ama bitmez. Asla bitmez. 
Kime anlatıyorsun ki? Dinlemiyorlar, dinlemeyecekler, hep söyleyecek bir şeyleri olacak, konular değişecek, konular kapanacak. Susacaksın. 
Sessizlik huzura açılan bi kapıdır çoğumuzun gözünde, ancak sapkınlığa kadar giden bi işkence olduğunu da görmeyiz çoğu zaman. 
Siz siz olun fazla susmayın. Kendinizi böylesine dinlemek istemezsiniz. Ki gördüğüm kadarıyla bunu da gayet iyi başarıyorsunuz. Böyle devam.
  



Berkin, umut.


  Bu olmamalıydı. Hep umut etmiştim. Uyanacak diyordum. Nasıl daha çok nefret edebilirim sorusunun cevabını buluyorum her geçen gün. 
  23 yaşındayım. Kendimi hayaller kurarken buluyorum. Müzik diyorum; güzelliklerle dolu dünya. Ancak gerçek dedikleri şey bir katil toplumun ortası. O çocuk dünyayı keşfedememişti daha ulan. Bilmiyordu sizin gerçekliğinizi. Hayal bile kurmasına izin vermediniz.
  Hayat 16 yaşında bambaşka bi duruma geliyor. Fikirlerin oturuyor, büyüyorsun. Berkin'in aldığı nefes umuttu. Büyümesine izin vermediniz. 
  Hayatı cennet cehennem ile değersizleştiren, öbür dünya yolunda kendilerine çıkar sağlayacak olan zalimi destekleyenlerin ürünü bu. Bu zihniyeti, fikri olmayan insanlar baş tacı etti. 
  Hayattan keyif alamayan, her yolu cennet cehenneme çıkaran toplum bu adamları yüceltti. İnsanlar düşünmesin, sorgulamasın diye çalıştılar. Onlara bir hayal verip, gerçeğin tüm çıkarlarını "inanan" insanlar üzerinden sağladılar.   Asıl gerçeği, iyiliği koruyan insana düşman gözüyle bakıldı. Dinsiz ilan edildi. Çünkü dinsizlik, katillik ve hırsızlıktan daha büyük suç. 
  Sandıkta olacak iş değil bu. Olmayacak. Bu rezalet ülkede partileri geçtim, iyi ve kötü olarak insan dağılımında kötü her zaman üstündü. İşin acı ve rezil yanı da bu adamlar ne yaparlarsa yapsınlar seks kasetleri çıkmadığı sürece bu toplum tarafından tekrar seçilecekler.
  Şu ülkede ne kadar "iyi" insan varsa ideoloji parti din ırk gözetmeden birlik olsun. Şu adamların elinden güçlerini alalım. Artık yeter



Çevre

   Ya dünyaya karşı dur
   Ya da onlardan biri ol
   Karşı durmak kötü mü?
   Ya da onlardan biri olmak ölüm mü?

   Sakinliği koruyamamak çok büyük handikap. Öfke bazen büyük zevk. Vurmak kötü, çoğu zaman kırmak mutluluk.


   Sevmediğin, benimseyemediğin bir ortamın olabilir. Çevrendeki insanları kırmak istemeyebilirsin. Ancak kafayı kırmak son çare değil. Uyum sağla ya da uzaklaş.


   Onlar konuşurlar, konuşacaklar. Sevilmeyeceksin. Aksesuarlarını senden daha fazla takacaklar. Açık arayacaklar, susacaksın. 


   Derslere gireceksin

   Dersler geçecek
   Dersler kaçacak
   Dersler alacaksın
   Dertler çoğalacak.
   
    Sen bilmezsin, onlar seni yok etmek için eğitirler. Para isterler seni eğitmek için. Sen canını kurtarabil diye senden para isterler. Gördükleri kadar bilirler, her şeyi gördüklerini sanırlar. Onlar her şeyi bilirler. Sana yazık ederler.

   İstediklerini yapabilmenin yolu onların istediklerini yapmaktan geçer. 

   Her kötülüğün, pisliğin, rezaletin, saçmalığın özrü emir kulluğudur.
   İnsan adil değildir, asla olmamıştır. 
   İnsan tüm hayatı boyunca bir duruş koruyamayacak kadar aciz, tutarsızlık timsali bir varlıktır. Buna değişim adını verirler. Aslında bu yozlaşmadır. Görmezden gelirler. 
     
   Sana bir düzen dayatırlar, dayanamazsın. Yalnızlığın acınacak haldedir. Ağacı seversin. Onun bedeninden koparılan parçalarla eğitirler seni. Onun bedenini koyarlar önüne kalem kağıt diye. 
   Değer verir, korumak istersin. Taşlanırsın. Yine yalnızsın. 
   Bi fikrin olur, onu bağırırsın. 
   Silahlar çekerler yüzüne. 
   Bedeninden parçalar koparırlar,
   Ağaç olursun.  







10 dakika ara.


     Medya size bir ürünü yansıtırken bunu en sahte şekilde gerçekleştirir. Önce alıcının algılarını kapatır, sonra da sunacağı ürünü en makyajlı haliyle sunar.            
     Sigorta şirketleri, bankalar size para verir. Ancak bu paranın halihazırda size ait olduğunu hissettirmez. Kendisi veriyormuş gibi yapar, anlamazsınız. Medya gayet küçük bir ürünü devasa şekilde fotoğraflayıp size sunabilir. Beklentiniz yüksek olsun ki vereceğiniz paraya acımayın. Üretici, medyayı kullanır. Üretici gerçeği üretir. Medya makyaj yapar ve pazarlar. 
     
     Gerçeğin yüzü çirkindir. Alıcısı yoktur. Medya sattırır çünkü yalancıdır. Evet. Kimse bu yazıyı okuyup reklamdan nefret etmeyecek ya da medyadan uzaklaşmayacak. Belirtmemiş olsaydım, belki de reklamın reklamını yaptığımı anlamayacaktı kimse. Kısacası ben de bu işin içindeyim, sen de. Eleştiren de, gözü kapalı inanan da. 
      
      Reklamlar bitti. 
      
      İyi seyirler.