Aslında kimse müziği dinlemez. Dinlediği her ne ise onu müzik olarak adlandırır. Adlandırdığı varlığın içinde kendisini arar. Kendi hayatına uydurmaya çalışır. Bağımsızlığını kabullenemez müziğin. "Bu benim şarkım. Bu bizim şarkımız olsun. Ah dostlar bu şarkı beni anlatıyor" gibi cümleler duyarız. Hep bir kesinlik mevcut.
Sözlü müziklerde yani şarkılarda yalnızca sözlerin verdiği anlam üzerinden hislenen kesim ile ilgili yargıda bulunmak istemiyorum. Benim için müzikte söz yoktur. Sözün olduğu müzik şarkıdır. Şarkı müziğin içinde başka bi şeydir. Şarkı kolay yazılır ama söze ihtiyacı olmayan müzik yaratmak bambaşka bir iştir.
Müziğin ne anlattığını bestecisinden başka kimse bilemez. Sen onu sahiplenirsin. Hakkın yok diyemem. Seslerin yargısına ne sen varabilirsin ne de ben. Bunun müzikten anlayıp anlamamakla da alakası yoktur. Deneyimli, okullu bir müzisyen de çoğu zaman bir müziği gerçekten dinlemez. Hangi notalara basmış, hangi gamdan yürüyor, eserin tonu ne gibi soruların cevabını verip kendini tatmin eder çoğu zaman.
Daha da uzatırsam okunmayacak. Kısacası, benim fikrim; eğer bir müzik ulaştığı bedende net bir his oluşturmuyorsa yani seni aynı düzlükte bambaşka yerlere götürebiliyorsa o zaman başarıya ulaşmıştır.
Bu albüm de benim için başarıya ulaşan müziğin içinde saklı olduğu albümdür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder